EKOL'E GERİ DÖN

4x4 Güçlü Kasın Güçlendirilmesi Ekolü bir teknik değil, bir hatırlayış. İnsan hayatın içinde ilerlerken bazen farkında bile olmadan kendi merkezinden uzaklaşır. Zihin konuşur, beden yorulur, kalp susar, ruhun sesi gündelik hayatın gürültüsü içerisinde duyulmaz hâle gelir. Ve bazen insanın ihtiyacı olan şey daha fazlasını öğrenmek değil; zaten kendi varlığının derinliklerinde taşıdığı gücü yeniden hatırlamaktır.
4x4 Güçlü Kasın Güçlendirilmesi Ekolü tam olarak burada başlar.
Ekol; insanın görünmeyen fakat hayatının tamamına yön veren içsel kaslarını fark etmesi, arındırması, güçlendirmesi ve yeniden kendi merkezinde sabitlemesi üzerine kurulu bütünsel bir çalışma anlayışıdır.
Çünkü insan yalnızca gördüğümüz fiziksel bedenden ibaret değildir.
İnsan; düşüncesiyle, duygusuyla, bedeniyle, ruhuyla, elementleriyle ve yaşam enerjisiyle bir bütündür.
Ve bu bütünün herhangi bir alanında meydana gelen dengesizlik, zaman içerisinde diğer alanlara da yansıyabilir.
Bu nedenle 4x4 Güçlü Kasın Güçlendirilmesi Ekolü yalnızca “pozitif düşünmek” ya da birtakım cümleleri tekrar etmek değildir.
Ekolün temelinde fark etmek, arındırmak, güçlendirmek ve sabitlemek vardır.
İnsan önce kendisini görür.
Neyi taşıdığını…
Neyi artık taşımaması gerektiğini…
Nerede kendi gücünden uzaklaştığını…
Nerede korkuya, alışkanlıklara, eski düşünce kalıplarına ya da geçmişin izlerine tutunduğunu fark eder.
Sonra alan açılır.
Eski olan çözülür.
Yeni olan güçlendirilir.
Ve zaman içerisinde insan kendi iç dünyasında yeni bir yapı kurmaya başlar.
Çünkü Ekolün özünde çok önemli bir anlayış vardır:
Dışarıdaki hayatı değiştirmeden önce içeride onu taşıyabilecek bir yapı oluşturmak gerekir.
Zihin güçlenmeden netlik kalıcı hâle gelmez.
Kalp güçlenmeden huzur köklenmez.
Ruh güçlenmeden insan kendi yönünü duyamaz.
Beden güçlenmeden ise iç dünyada oluşturulan hiçbir şey tam anlamıyla dünyaya indirilemez.
Bu nedenle ekolde yapılan çalışmalar insanın yalnızca bir alanına değil, bütününe dokunmayı amaçlar.
Kalem çalışmasıyla güçlendirilmek istenen yeni alanlara yön verilir.
Silgi çalışmasıyla artık hizmet etmeyen düşünceler, kayıtlar ve alışkanlıklarla yüzleşilir.
Biri alan açar.
Diğeri yeni olanı besler.
Ve insan yavaş yavaş kendi iç mimarisinin sorumluluğunu almaya başlar.
"Sen Değişirsen Her Şey Değişir"
Ekolün temel anlayışlarından biri de şudur:
Sen değişirsen her şey değişir.
Bu cümle, dış dünyadaki her şeyi kontrol edebileceğimiz anlamına gelmez. Ancak insanın kendi içindeki bakışı, tepkileri, seçimleri ve duruşu değiştiğinde; hayatla kurduğu ilişki de değişmeye başlar.
Aynı olay, aynı insan ve aynı koşullar karşısında artık aynı kişi olmazsın.
Çünkü sen değiştiğinde algın değişir.
Algın değiştiğinde verdiğin anlam değişir.
Verdiğin anlam değiştiğinde duygun, davranışın ve seçimin değişir.
Seçimlerin değiştiğinde ise hayatının yönü değişmeye başlar.
Bu nedenle dönüşümün ilk adımı dışarıyı düzeltmeye çalışmak değil, içerideki merkezi yeniden kurmaktır.
İnsan kendi içindeki korkuyu fark ettiğinde, sınırını çizdiğinde, geçmişin yükünü bıraktığında ve kendi gücünü sahiplenmeye başladığında; dış dünyadaki ilişkiler, fırsatlar ve deneyimler de farklı bir biçimde görünür hâle gelir.
Çünkü çoğu zaman değişmesi gereken ilk şey hayat değil, hayatın karşısında duran kişidir.
Sen değişirsen her şey değişir.
Beş Element: İçsel Yapının Temelleri
Ekolün anlayışının önemli katmanlarından biri de Ateş, Toprak, Su, Hava ve Eter elementleridir.
Çünkü insan doğadan ayrı değildir.
Doğadaki elementlerin sembolik karşılıkları insanın içerisinde de bulunur.
Ateş, iradeyi, cesareti, hareketi ve dönüşümü temsil eder.
İçimizdeki “başlıyorum” diyen kuvvettir.
Bir şeyi yalnızca istemekle kalmayıp onun için harekete geçebilme gücüdür.
Toprak, köklenmeyi, bedeni, güveni, istikrarı ve maddi dünyayla kurduğumuz ilişkiyi temsil eder.
Hayallerimizi yalnızca zihnimizde taşımak yerine onları dünyaya indirebilmemiz için toprağa ihtiyacımız vardır.
Su, duygularımızı, kalbimizi, sezgiyi, kabulü ve akışı temsil eder.
Su bize katılaşmadan güçlü kalabilmeyi; gerektiğinde bırakmayı, gerektiğinde akmayı öğretir.
Hava ise zihni, düşünceyi, sözü, algıyı ve farkındalığı temsil eder.
Zihin berraklaştıkça insan ne istediğini, neyi istemediğini ve hangi yöne ilerlemesi gerektiğini daha açık görebilir.
Eter ise bütün elementleri bir arada tutan görünmez alanı, özü, ruhu, bilinci ve varoluşun bağlantısını temsil eder.
Eter, diğer dört elementin ötesinde ve içinde bulunan bütünleştirici unsurdur.
Ateşin hareketini, toprağın sağlamlığını, suyun akışını ve havanın özgürlüğünü tek bir merkezde buluşturur.
İnsanın yalnızca beden, duygu, zihin ve iradeden ibaret olmadığını; bütün bunları birbirine bağlayan daha derin bir öz taşıdığını hatırlatır.
Eter, içimizdeki sessiz alan gibidir.
Düşüncelerin arasındaki boşluk…
Duyguların ardındaki farkındalık…
Hareketin içindeki merkez…
Ve insanın kendisini yalnızca yaşadıklarıyla değil, varoluşuyla da hissedebildiği derinliktir.
Bu nedenle 4x4 Güçlü Kasın Güçlendirilmesi Ekolü’nde elementlerle çalışmak, dışımızdaki beş elementi çağırmaktan çok daha derin bir anlam taşır.
Asıl soru şudur:
Benim içimdeki ateş nasıl yanıyor?
Toprağım ne kadar sağlam?
Suyum ne kadar özgür akıyor?
Havam ne kadar berrak?
Eterle, yani kendi özümle, ruhumla ve bütünle ne kadar bağlantıdayım?
Çünkü beş elementin dengesi, insanın kendi merkezini taşıyabilmesinin temelidir.
Dört element yaşamın görünen hareketini oluştururken, beşinci element olan Eter bu hareketin içindeki bütünlüğü ve anlamı hatırlatır.
Blueprint of Creation